Çıkış yolu Netanyahu’nun gitmesi

Yahudiliğin onuru, İsrail’in güvenirliği bu noktadan sonra ancak Binyamin Netanyahu’nun başbakanlıktan ayrılması, içinde Ulusal Güvenlik Bakanı olan Otzma Yehudit (Yahudi Gücü) Partisi Başkanı İtamar Ben Gvir ve onun üç bakanının olmadığı bir ulusal birlik hükumeti kurulmasıyla sağlanır. 

Ancak, “Ben sizden daha Siyonistim!” diyen bir ABD Başkanı, İsrail’e koşarken “Ben Amerikalı değil Yahudi olarak geliyorum!” diyen bir Amerikan Dışişleri Bakanı varken… İngiltere, Almanya ve Fransa hala kendilerini 6 milyon Musevi’yi gaz odalarında öldürüp fırınlarda yakmalarının vebali altında kıvranırken… Afrikalısı, Orta Doğulusu, Asyalısı ayrı tellerden çalan Müslüman milletler, her gün 100’e yakın masum Filistinlinin katledilmesini televizyonlardan izlerken… Bu nasıl olacak? 

Olamayacak! Karamsarlık demeyin; ama ABD ve AB’nin ana unsurları, bir Filistin devletinden vazgeçmenin kendileri için çok ama çok ağır maliyetleri olacağını kabul etmedikçe, 2 milyon Gazzelinin her gün yüzer yüzer ölümünü izlemek, bir tas çorba alabilen Filistinli çocukların internet sitelerindeki fotoğraflarını acı ve utanç içinde seyretmekle (ve hemen sayfayı değiştirmekle) yetineceğiz. 

1986’da “İsrail diye bir devlet olmasaydı, bölgedeki çıkarlarımızı korumak için bir İsrail kurmak zorunda kalırdık” diyen senatör, bugün o İsrail’in marifetleri, soykırımı, savaş suçları sebebiyle ülkesini 1973’ten beri görmediği bir askeri ve diplomatik krizin içine iten Başkan oldu. O Başkan ki, Dışişlerini Bakanı’nı yollayıp, “Askerlerini ne zaman geri çekeceksin?” diye sorduğu Netanyahu’dan, televizyonlar yoluyla “İsrail ordusu Gazze’den asla geri çekilmeyecek” yanıtını alıyor ve hiçbir şey yapamıyor. 

Bu arada Netanyahu kendisi gitmiyor ama partili bakanlarını ve milletvekillerini, Ben Gvir’in hoplaya zıplaya dans ederek düzenlediği, Kudüs’teki sözüm-ona uluslararası Gazze’nin Yerleşime Açılması Konferansı’na gönderip, dünyaya “işgal altında olmayan Filistin toprağı kalmayacak” mesajını veriyor. 

Netanyahu ve ideolojik Siyonistlerin 75 yıllık planı buydu. Kendilerine ta 1917’de Osmanlı Filistin’inde bir “yurt” vaat eden İngiliz hükumetini de 1947’de bu toprakları ikiye bölmeyi kararlaştıran BM’yi de kandırdılar. Filistin’i paylaşmaya asla niyetleri yoktu; 75 yıllık işgal ve sürgünün, Filistinlileri önce El Fetih’e, ardından intifadalara ve sonunda Hamas’a varan bir isyana iteceğini biliyorlardı. İsrail devleti, 1967’den bu güne, bu isyana nasıl karşılık vereceğini, ABD ve Avrupa ülkelerini nasıl yanına çekeceğini ve bölgedeki Müslüman halkı nasıl etkisizleştireceğini planlamakla meşguldü. Aldanan, İsrail’i sıradan bir bölge ülkesi olarak gören komşuları ve Biden’ın 1986 konuşmasını hiç duymamış olan Avrupalılar oldu. 

Netanyahu, Ben Gvir’in üç milletvekiline bakanlık vererek hükumet kurarken, 7 Ekim Hamas saldırısının gününü-saatini ve nasıl bir felakete yol açacağını belki bilmiyordu; ama böyle bir tepkinin sonucu olarak “iki devletli çözüm” formülünü reddetmesini sağlayacak savaşı, sonuçlarını, bunu Avrupalılara Holokost diyeti, ABD’ye de bölgedeki karakolu olarak hizmet etmenin karşılığı olarak kabul ettirebileceğini biliyordu. Hesapta olmayan, Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’i “soykırımı sanığı” olarak yargılama kararı oldu. İsrail ve uluslararası destekçileri şimdi bunu BM’nin Filistinli Mültecilere Yardım Kurumu’nda Hamas yanlısı elemanlar çalıştığı iddiasıyla çürütmeye çalışıyorlar. 

ABD-AB, Müslüman milletler, tüm dünya, her gün yüzer-yüzer yok olan 2 milyon Gazzelinin bir tas çorba bulduğunda nasıl sevindiğini gösteren videolara baka duralım. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x